İlk Çalışanlarını İşe Alırken Doğru Kişiyi Nasıl Seçersin?

Leipzig, 1722 yazı. Şehrin en saygın müzik makamı boşalmış. Thomaskantor Johann Kuhnau 5 Haziran'da ölmüş ve şehir meclisi yerine birini arıyor. Yeni gelen kişi şehrin dört kilisesinin müziğinden ve Thomas Okulu öğrencilerinin şarkı eğitiminden sorumlu olacak.
Meclisin ilk tercihi belli: dönemin en ünlü bestecilerinden Georg Philipp Telemann. Telemann seçiliyor ama Hamburg ona maaş artışı veriyor ve o yerinde kalıyor. İkinci bir deneme yapılıyor. Bu kez seçilen, Darmstadt'ın saray kapelmayster'i Christoph Graupner. Ama Hessen-Darmstadt landgrafı onu bırakmıyor.
Listede bir aday daha var: Köthen'de bir prensin müzik yöneticisi. 7 Şubat 1723'te Thomas Kilisesi'nde deneme olarak iki kantat yönetmiş, yerel basında bilgili herkesçe övülmüş. Adı Johann Sebastian Bach.
9 Nisan 1723'teki meclis toplantısının eksik kalmış kayıtlarında bir cümle dikkat çekiyor: En iyisi elde edilemediğine göre, vasat biriyle yetinmek gerekecek. Bach 22 Nisan'da üçüncü tercih olarak atanıyor. Sözleşmesinde Latince dersi vermek de var; bu dersleri yardımcılarına bırakma izni alıyor.
Leipzig'in "vasat" diye işe aldığı adam, ölene kadar yirmi yedi yıl bu makamda kaldı. Bugün tarihin en bilinen Thomaskantor'u o.
Küçük ekipte her işe alım bir beste
Bir girişimin ilk çalışanları, şirketin ilk notalarıdır. On kişilik bir ekipte yanlış bir kişi, kadronun onda biri demek. First Round Review'un işe alım üzerine derlediği rehber de buradan başlıyor: Kaynakların kıt olduğu bir girişimde boş koltuğa doğru kişiyi oturtmak, verilebilecek en önemli kararlardan biri. Yanlış bir işe alımı geri sarmak ise ekibi aylarca geriye atabiliyor.
Rehberin önerisi sade: Hıza tapan bir girişimde bile işe alırken ayağını gazdan çek. Leipzig meclisi de aslında acele etmemişti. Sorun hızda değil, neyin ölçüldüğündeydi.
İlk çalışanlarını işe alırken izleyebileceğin adımlar
İş tanımını kopyalama, yeniden yaz
Peoplism'in kurucu ortağı Amber Madison'ın anlattığına göre iyi bir işe alım süreci iş tanımıyla kurulur. Eski ilanı kopyalamak ya da başka şirketlerin ilanlarından esinlenmek kolaydır ama zemini çürük bırakır. İyi bir tanımda dört şey bulunur: rol için gereken yetkinlikler, bu rolün yaratacağı etki, ilk altı ayda başarının neye benzeyeceği ve şirketin değerleri.
Thumbtack'in kurucusu Marco Zappacosta uzun istek listelerine karşı uyarıyor. Ona göre her şeyi isteyen bir ilan, her şeyde orta karar birini getirir; çünkü o liste tek bir insanda bulunmaz. Sonunda güçlü yanı olanı değil, zayıf yanı olmayanı seçersin. Leipzig meclisi de bir müzisyen ararken ondan Latince öğretmesini bekliyordu.
Beklenmedik sorular sor, herkese aynısını sor
"En büyük zayıflığın ne?" sorusuna adaylar hazırlıklı gelir. Rehberde derlenen sorular daha derine iniyor. Venmo'nun eski COO'su Michael Vaughan, adaya son beş yılının en parlak anını soruyor; kişisel bir başarıyı mı, ekibinin başarısını mı yoksa şirketin başarısını mı anlattığına bakıyor.
VSCO'nun eski yöneticisi Bryan Mason'ın sorusu ise şu: Çok iyi yaptığın ama artık hiç yapmak istemediğin iş ne? Mason'ın uyardığına göre adaylar şaşırtıcı sıklıkla tam da işe alınacakları işi sayıyor. Bir de yapılandırılmış mülakat var: Aynı rol için bütün adaylara aynı soruları sormak. Böylece iyi bir cevabı harika bir cevaptan ayırmak kolaylaşır.
Gerçek bir deneme işi ver
Bach'ın Leipzig'de yaptığı şey tam olarak buydu: Yapacağı işin aynısını deneme olarak yaptı. Rehber de mülakatlardan sonra rolün gündelik işini taklit eden bir ödev öneriyor; anonimleştirilmiş gerçek veriler ya da kodun gerçek bir parçası gibi. Yalnızca sonuca değil, adayın hangi soruları sorduğuna ve süreyi nasıl yönettiğine de bak.
Sunum isteyeceksen önce rolün buna gerçekten ihtiyaç duyup duymadığını düşün. Satış ya da yönetim için sahne önemlidir. Tasarımcı ya da yazılımcı içinse sunum, işin kalitesi yerine karizmaya puan vermene yol açabilir.
Toplantı masasında değil, puan tablosunda karar ver
Peoplism'in diğer kurucu ortağı Liz Kofman-Burns'ün anlattığına göre ekip, mülakatçıların adayı birlikte tartıştığı toplantıyı sonunda kaldırdı. Grup ortamında kararlar yetkinliklerden çok kişilik izlenimine kayıyordu. Yerine Dan Pupius'un örneğindeki gibi basit bir tablo öneriliyor: solda aranan beceriler, her biri için düşük, orta, yüksek ya da gözlemlenmedi notu ve o notun dayandığı somut kanıt.
Referansları erken ve derin ara
Zappacosta referans görüşmelerini sürecin sonuna bırakmamayı öneriyor. Sona kalınca insan yalnızca kötü bir şey duymamayı umar. Sevdiği sorulardan biri şu: Benim yerimde olsaydın, bu kişi hakkında bilmek isteyip de sormadığım ne var?
Aday: Beyaz giyen kişi
İngilizcedeki "candidate" kelimesi Latince "candidatus"tan geliyor. Etymonline'a göre ilk anlamı beyaz giysili. Antik Roma'da makam isteyenler, muhtemelen ince tebeşir tozuyla ağartılmış parlak beyaz bir toga giyerdi: toga candida. Kökteki "candere" parlamak demek; mum anlamındaki "candle" da aynı aileden. Türkçedeki "aday" ise Nişanyan Sözlük'e göre "ad" kelimesinden türetilmiş ve 1935'te "namzet" karşılığı olarak kayda geçmiş bir Yeni Türkçe kelime.
Roma'nın parlayan togası bugünün mülakatlarında da yaşıyor. Psikolog Edward Thorndike 1920'de yayımladığı "A Constant Error in Psychological Ratings" makalesinde, iki komutanın askerlerine fizik, zekâ, liderlik ve karakter başlıklarında verdiği puanları inceledi. Puanlar birbirine fazla benziyordu: Bir yönü parlak bulunan asker öbür yönlerinde de parlak görünüyordu. Thorndike buna hale etkisi dedi.
Akıcı bir konuşma, etkileyici bir sunum ya da tanıdık bir okul adı, adayın bütününü beyaza boyayabilir. Puan tablosu bu yüzden var: togayı değil, altındaki insanı görmek için.
Son söz
Konfüçyüs'e atfedilen Konuşmalar'ın ikinci kitabında, işe alım rehberlerinden çok önce yazılmış bir değerlendirme yöntemi durur:
"Ne yaptığına bak. Neden yaptığını gözle. Neyle huzur bulduğunu incele. İnsan kendini nasıl gizleyebilir? İnsan kendini nasıl gizleyebilir?"
Leipzig meclisi Bach'ı vasat sandı, çünkü onu Telemann ile Graupner'in gölgesinde ölçtü. Senin ilk çalışanın kimin gölgesinde ölçülüyor? Ve karşındaki adayın togasını mı puanlıyorsun, yoksa yaptığı işi mi?
Soru sorma sanatını müşterilerinle de denemek istersen Müşteri Görüşmesi Nasıl Yapılır? yazısına göz atabilirsin.


