Genç Girişimcilerin Öncelik Vermesi Gereken 5 Konu

Anthony Trollope her sabah saat 5.30'da masasının başındaydı. Onu uyandırmakla görevli yaşlı bir seyis vardı ve Trollope bu iş için ona yılda fazladan 5 sterlin ödüyordu. Otobiyografisinde anlattığına göre adam yıllar boyunca kahveyi bir kez bile geç getirmedi. Trollope başarısında en çok ona borçlu olabileceğini bile yazar.
Saatini önüne koyar, kendinden her çeyrek saatte 250 kelime beklerdi. Kahvaltı için giyinmeden yazı mesaisi biterdi. Çünkü asıl işi başkaydı: Trollope, İngiliz Posta İdaresi'nde tam zamanlı çalışan bir memurdu.
Üstelik sıradan bir memur da değildi. 1852'de Manş Adaları'na gönderildiğinde "mektup kabul eden sütunlar" önerdi; önerisiyle yapılan ilk dört sokak posta kutusu aynı yılın Kasım ayında Jersey'deki Saint Helier sokaklarında kullanıma açıldı. Trenlerde geçen saatleri boşa harcamamak için kendine küçük bir yazı altlığı yaptı ve romanlarının önemli bir kısmını vagonlarda, kurşunkalemle yazdı.
İlk romanları para kazandırmadı. İlki 1847'de yayımlandı; kendi deyişiyle edebiyattan kazandığı ilk parayı ise 1855'in sonunda aldı: 9 sterlin 8 şilin 8 peni. O sırada kırk yaşındaydı. Aradaki yılları tek cümleyle anlatır: "Ama yazmaya devam ettim." Öldüğünde arkasında 47 roman vardı.
Bir memurun takviminden beş öncelik
Trollope'un hayatı bugünün genç girişimcisine tanıdık gelir: bir yanda maaşlı iş, öbür yanda kimsenin henüz ciddiye almadığı bir yan proje, yıllarca gelmeyen para. Onu ayakta tutan şey yetenekten çok kurduğu düzendi. O düzenin içinden bugün hâlâ işe yarayan beş öncelik çıkıyor.
1. İndirgenemeyen bir hedef seç
"Lüks bir ev", "iyi bir araba" gibi hedefler iş zorlaştıkça pazarlığa açılır; en iyisi olmazsa bir alt model de olur. Trollope'un hedefi ise pazarlık kaldırmıyordu. Her yeni kitaba başlamadan haftalara bölünmüş bir çizelge hazırlar, her gün kaç sayfa yazdığını işlerdi. Haftalık hedefi ortalama 40 sayfaydı; bir sayfa 250 kelime demekti. Eksik kalan bir hafta, kendi deyişiyle, gözüne batardı.
Sonucu değil, süreci hedefle. "Başarılı bir şirket" soyut kalır; "her hafta beş müşteriyle konuşmak" pazarlık kaldırmaz. Hedef koyma üzerine daha fazlası için hedeflerine ulaşmak için 16 eylem yazısına göz atabilirsin.
2. Günlük ritüelini kur
Trollope üç saatlik çalışmasının ilk yarım saatini bir önceki günün sayfalarını yeniden okumaya ayırırdı. Sonra saat işlemeye başlardı. İlham bekleyen yazarlara sabrı yoktu. Ritüelin asıl hediyesi ise günün geri kalanıydı: haftada iki gün ava çıkıyor, kulüpte kâğıt oynuyor, kalabalık bir sosyal hayat sürüyordu. Bütün bunları erken saatlerin erdemine bağlıyordu.
Ruh hâlini değil, saati sabitle. Ritüel seni kısıtlamaz; işin nerede bittiğini gösteren bir sınır çizer.
3. Kendi saatini bul
Trollope'un 5.30'u kahramanlık değil, zorunluluktu: günün geri kalanı Posta İdaresi'ne aitti. Milyarderlerin sabah beşte kalktığını duyup aynısını denemek kolay. Oysa uyku araştırmacılarının kronotip dediği biyolojik saat kişiden kişiye değişir. Doğru saat, en üretken olduğun ve kimseye kaptırmadan koruyabildiğin saattir. Bu konuda kendine dürüst ol.
4. İnsanlara karşı dürüst ol
Ailen ve arkadaşların senden vakit isteyecek. Çalışman gerekiyorsa bunu açıkça söyle; yarım gönülle verilmiş bir "evet", net bir "şu an olmaz"dan daha çok yıpratır.
Trollope dürüstlüğün bedelini de ödedi. Ölümünden sonra, 1883'te yayımlanan otobiyografisinde saatle yazdığını ve para için de yazdığını açıkça anlattı. Yazarların ilham beklemesi gereken bir çağda bu itiraf eleştirmenlerin gözünde itibarını sarstı. Ama aynı dürüstlük ona başka bir şey kazandırmıştı: bütün yazarlık hayatı boyunca bir kez bile teslim tarihini kaçırma tehlikesine düşmediğini yazabiliyordu. Güven, söz verdiğin şeyi tutmaktan doğar.
5. Başarısız olsan da enerjini koru
İlk iki romanı ilgi görmedi; ikincisi için "yayıncımı değiştirdim ama talihimi değiştiremedim" der. Kendi hesabına göre, yazıdan gerçekten kazandığı ilk para ancak sekiz yıl sonra geldi. Enerjisini koruyan şey coşku değil, düzendi: çizelge her sabah oradaydı.
Başarısız olacaksın. Önemli olan, düşüşün ardından geri dönecek bir sistemin olması. Zor dönemler için zihinsel çöküşten kurtulmanın 6 yolu da iyi bir başlangıç.
Disiplin: ceza değil, öğrencilik
Türkçeye Fransızcadan geçen "disiplin" kelimesi Latince "disciplina"dan gelir ve ilk anlamı ceza değil; çıraklık, öğrencilik, öğretimdir. Kökünde "discipulus", yani öğrenci var; o da sözlüklerin çoğuna göre "öğrenmek" anlamındaki "discere" fiilinden türemiştir. Ceza ve düzen anlamları sonradan, öğretimin gerektirdiği düzenden doğdu.
Trollope'un her sabah dünkü sayfaları yeniden okuması tam da bu eski anlamdaki disiplindi: kendi işinin öğrencisi olmak. Genç girişimci için disiplin, kendini cezalandırmak değil; her gün kendi işinden bir şey öğrenmeye devam etmek.
Son söz
Trollope bunu otobiyografisinde tek cümleyle özetler:
"Küçük bir günlük iş, eğer gerçekten her gün yapılıyorsa, kesik kesik çalışan bir Herkül'ün emeğini geride bırakır. Tavşanı her zaman kaplumbağa yakalar."
Peki önümüzdeki bir yıl boyunca, canın istese de istemese de her gün yapacağın o küçük iş ne?


