Girişimcilik Nedir? Girişimci Kime Denir?

1553 baharında Londra'da 240 kişi, her biri 25 sterlin koyarak hiç görmedikleri bir denize para yatırdı. Plan cüretkârdı: Avrupa'nın kuzeyinden dolaşıp buzların arasından Çin'e giden bir deniz yolu bulmak. Böyle bir yolun var olup olmadığını kimse bilmiyordu.
Mayıs ayında üç gemi Londra'dan yola çıktı. Norveç'in Lofoten Adaları yakınında bir fırtına onları ayırdı. Sir Hugh Willoughby'nin komutasındaki iki gemi, Kola Yarımadası'nda bir nehir ağzında kışlamak zorunda kaldı. Ertesi bahar Rus balıkçılar gemileri buldu. Mürettebatın hiçbiri kışı çıkaramamıştı. Uzun süre soğuktan ve açlıktan öldükleri düşünüldü; bugün bazı tarihçiler, soğuğa karşı kapatılan bacalar yüzünden karbonmonoksitten zehirlenmiş olabileceklerini savunuyor.
Üçüncü gemi, Richard Chancellor'ın Edward Bonaventure'u, Beyaz Deniz'e ulaştı. Chancellor atlı kızaklarla bin kilometreyi aşan karlı bir yolu geçip Moskova'ya vardı ve Korkunç İvan'ın huzuruna çıktı. 1554'te Londra'ya, İngiliz tüccarlara ticaret ayrıcalığı vaat eden bir mektupla döndü. Çin yolu bulunamamıştı ama yepyeni bir pazar açılmıştı. 1555'te kraliyet beratı alan Muscovy Company, tarihin ilk büyük anonim şirketlerinden biri olarak anılıyor.
Şirketin adında da geçen kelimeyle o 240 yatırımcı birer "adventurer", yani maceracıydı: parasını sonucu bilinmeyen bir yolculuğa koyan insanlar.
Girişimcilik nedir?
Girişimcilik, sonucu belli olmayan bir işi üstlenmektir. Para, emek, bilgi ve ilişkileri bir araya getirip henüz kimsenin görmediği bir değere doğru yola çıkmaktır. Risk bu tanımın süsü değil, çekirdeği. Muscovy yatırımcılarının parası da Willoughby'nin hayatı da aynı belirsizliğe yatırılmıştı.
Bugün bir uygulama geliştiren iki kurucu, mahallesinde kafe açan bir esnaf ya da şirket içinde yeni bir ürün başlatan bir yönetici aynı soruyla yüz yüze: Bu yol bir yere çıkıyor mu? Çıkmıyorsa, yolda açılan başka bir kapı var mı? Chancellor Çin'i bulamadı, Moskova'yı buldu. Girişimcilikte çoğu zaman aranan limana değil, yolda çıkan limana varılır.
Girişimci kime denir? Üç iktisatçının cevabı
Soru eski ve cevap, kime sorduğuna göre değişiyor.
Cantillon: belirsiz kazancın sahibi
İrlanda kökenli bankacı Richard Cantillon, 1734'teki ölümünden önce yazdığı ve 1755'te yayımlanan "Essai" adlı eserinde girişimciyi ilk kez ekonominin merkezine koydu. Ona göre bir ülkede prens ve toprak sahipleri dışında herkes iki gruba ayrılıyordu: sabit ücretle çalışanlar ve belirsiz kazançla yaşayan girişimciler.
Girişimci, belli bir fiyattan alıp belirsiz bir fiyattan satan kişiydi. Cantillon tanımı öyle geniş tutuyordu ki baca temizleyicilerini ve sakaları da girişimci sayıyor, dilencilerin ve hırsızların bile bu sınıfa girdiğini yazıyordu.
Say: bilgiyi işe dönüştüren
Fransız iktisatçı Jean-Baptiste Say, 1803'te yayımlanan "Traité d'économie politique" ile girişimciye yeni bir rol verdi. Bilim insanı bilir, işçi üretir; girişimci ise bilginin nasıl fayda yaratacağını bulur, emeği ve sermayeyi bir araya getirir. Bilgi tek başına değer üretmez; onu uygulayan biri gerekir.
Schumpeter: yeni kombinasyonların ustası
Joseph Schumpeter, 1910'ların başında yayımladığı "Ekonomik Gelişme Teorisi"nde çıtayı yükseltti. Ona göre girişimciyi girişimci yapan, "yeni kombinasyonları" hayata geçirmesiydi. Bunu beş biçimde sıraladı: yeni bir ürün, yeni bir üretim yöntemi, yeni bir pazar, yeni bir hammadde kaynağı ya da bir sektörün yeni bir örgütlenmesi. Chancellor'ın Moskova yolculuğu tam olarak üçüncüsüydü: daha önce girilmemiş bir pazarın açılması.
Herkes girişimci olabilir mi?
Bu üç tanım bir merdiven gibi okunabilir. Cantillon'a göre simitçi de girişimcidir, çünkü sabah aldığı hamurun akşam kaça satılacağını bilmez. Say'e göre girişimci bir organizatördür. Schumpeter'e göre ise yenilik yoksa girişim de yoktur.
Hangisinin doğru olduğunu tartışmak yerine kendine şunu sormak daha verimli: Senin işin bu merdivenin hangi basamağında duruyor ve bir üst basamağa çıkmak için neyi değiştirmen gerekiyor? Hızlı büyümek üzere kurulan şirketlere neden ayrı bir ad verildiğini merak ediyorsan start-up nedir yazısına göz atabilirsin.
Kelimenin içindeki el
"Girişimci" kelimesinin Batı dillerindeki karşılığı Fransızca "entrepreneur", "entreprendre" fiilinden gelir: "entre" (arasında) ve "prendre" (almak, tutmak). Kelimenin anlamı "üstlenmek", bir işi iki elin arasına almaktır. "Prendre"nin kökü de Latince "prehendere": yakalamak, kavramak.
Osmanlı Türkçesinde aynı işi gören kelime "müteşebbis"ti. Kökündeki "teşebbüs", Arapçada bir şeye tutunmak, sarılmak ve bırakmamak anlamına gelen bir fiilden türemiştir. Bugünkü "girişim" ise "girişmek" fiilinden geliyor: bir işe el atmak, içine dalmak.
Üç dil aynı hareketi anlatıyor: uzanmak, kavramak, bırakmamak. Girişimcilik fikirle başlar ama fikirde kalmaz; bir şeyi eline alıp sonuna kadar taşımaktır.
Son söz
Seneca, dostu Lucilius'a yazdığı mektuplardan birinde şöyle diyordu:
"Non quia difficilia sunt non audemus, sed quia non audemus difficilia sunt." Zor oldukları için cesaret edemiyor değiliz; cesaret edemediğimiz için zorlar.
1553'te 240 kişi 25'er sterlinini haritada olmayan bir denize koydu. Senin haritanda henüz çizilmemiş hangi deniz var ve oraya ilk parayı, ilk saati, ilk adımı ne zaman koyacaksın?


