Start-Up Nedir ve Hangi Şirketler Bu İsimle Anılabilir?

7 Şubat 1769'da Birminghamlı bir toka ve düğme üreticisi, Matthew Boulton, İskoç bir mühendise mektup yazdı. Mühendisin adı James Watt'tı ve aynı yıl, buhar makinesini çok daha verimli hale getiren ayrı yoğuşturucunun patentini almıştı.
Watt'ın ortağı John Roebuck, Boulton'a bir teklif yapmıştı: Makinelerden kâr payı alabilirdi, ama yalnızca Warwick, Stafford ve Derby kontluklarında satılanlardan.
Boulton teklifi geri çevirdi. Mektubunda, Watt'a yardım teklif etmesinin iki nedeni olduğunu yazdı: ona duyduğu sevgi ve para kazandıran, zekice bir projeye duyduğu sevgi. Sonra meseleyi tek cümlede özetledi: Yalnızca üç kontluk için makine yapmak zahmetine değmezdi, ama bütün dünya için yapmak kesinlikle değerdi.
Planı da netti. Kanalın kenarında bir fabrika kuracak, iyi ustalar yetiştirecek, makineyi başka türlü mümkün olandan yüzde yirmi daha ucuza üretecekti. Hassasiyetteki fark, bir demirciyle bir hassas alet yapımcısı arasındaki fark kadar olacaktı.
Beş yıl boyunca makine dünyada hiç yol alamadı. 1772'de mali sıkıntıya düşen Roebuck, Boulton'a olan 1.200 sterlinlik borcuna karşılık patentteki payını devretti. 1774'te Watt Birmingham'a taşındı. 1775'te Boulton, patentin süresini 1800'e kadar uzatan yasanın Parlamento'dan geçmesini sağladı ve iki adam ortak oldu. Müşterilerden makinenin bedelini peşin değil, eski makinelere göre tasarruf ettikleri kömürün üçte biri olarak, yıllara yayarak aldılar.
Start-up nedir?
Boulton'ın "üç kontluk" ile "bütün dünya" arasında yaptığı ayrım, bugün start-up'ı sıradan bir yeni şirketten ayıran çizginin ta kendisi.
Start-up, en genel anlamıyla bir soruna yeni bir çözüm arayan, başarısı garanti olmayan ve hızlı büyümek üzere tasarlanmış genç bir şirkettir. İki tanım bu fikri iyi özetliyor:
- Girişimci ve akademisyen Steve Blank, 2010'da start-up'ı "tekrarlanabilir ve ölçeklenebilir bir iş modeli aramak için kurulmuş bir organizasyon" olarak tanımladı.
- Y Combinator'ın kurucularından Paul Graham ise 2012'de yazdığı denemeye şu cümleyle başladı: "Start-up, hızlı büyümek üzere tasarlanmış bir şirkettir. Yeni kurulmuş olmak, bir şirketi tek başına start-up yapmaz."
Anahtar kelime "aramak". Yerleşik bir şirket bildiği bir modeli uygular; start-up ise modelin kendisini arar. Bu yüzden start-up'ın ilk ürünü çoğu zaman bir hipotezdir.
Hangi şirketler start-up olarak anılabilir?
Bir şirketin start-up sayılıp sayılmayacağını yaşı ya da ofisinin havası değil, birkaç soru belirler.
Büyümeye mi tasarlandı, geçime mi?
Graham'ın örneğiyle, yeni açılan bir berber dükkânı start-up değildir. Değerli bir iştir ama hızla büyümek üzere tasarlanmamıştır; bir arama motoru ise öyle tasarlanır. Mahalleye açılan bir pizzacı da berber gibidir; şube sayısı artsa bile modeli aynı kalır.
Coğrafya bir sınır mı?
Boulton'ın sorusu buydu. Start-up'ın ürünü, kurulduğu şehrin ya da ülkenin sınırında durmaz. İstanbul'da kurulan bir yazılım şirketinin ürünü aynı hafta Berlin'de de kullanılabiliyorsa, sınır değil yalnızca bir başlangıç noktası vardır.
Yaş değil, evre
Bir yıllık şirket de beş yıllık şirket de start-up olabilir. Blank'in tanımına göre belirleyici olan, iş modelini hâlâ arıyor olmak. Model bulunup tekrar tekrar uygulanmaya başladığında şirket start-up evresini geride bırakmış demektir.
Sektör değil, model
Start-up'ların çoğu teknoloji alanında çıkar, ama şart değildir. Finans, lojistik, tasarım ya da gıda alanında da ölçeklenebilir bir model kurulabilir. Boulton ile Watt'ın buhar makinesi işi de 18. yüzyılda kurulmuş, bütün dünyaya satmayı hedefleyen bir üretim girişimiydi.
Start-up nasıl kurulur?
- Sorunu tanımla. Kimin, hangi sorununu, ne sıklıkla yaşadığını netleştir.
- En küçük çözümü dene. Hipotezini gerçek kullanıcılarla, mümkün olan en kısa sürede sına.
- Büyüme ölçütünü seç. Graham'a göre Y Combinator programı boyunca haftalık yüzde 5 ile 7 arası büyüme iyi sayılır; ölçmediğin şeyi büyütemezsin.
- Finansmanı evreye göre planla. Öz kaynak, melek yatırımcı, kitle fonlaması ve risk sermayesi farklı evrelerin araçlarıdır.
- Başarısızlıktan da öğren. Kapanan girişimlerin hikâyeleri, başarılı olanlarınki kadar öğretir; Girişim Mezarlığı bunun için iyi bir başlangıç.
Bir gecede biten mantar
"Start" fiili Eski İngilizcedeki "styrtan"dan gelir: sıçramak, birden yerinden fırlamak. "Bir işe başlamak" anlamı çok sonra yerleşti.
"Start-up" kelimesi 1550'lerde İngilizcede bugünkü anlamıyla değil, "upstart" ile aynı anlamda kullanılıyordu: alçak bir yerden birden güce, servete ya da rütbeye sıçrayan kişi, bir tür sonradan görme. 1590'lara gelindiğinde bu insanlar bir gecede biten mantarlara benzetiliyordu.
Kelime doğduğu gün de bugünkü gibi hem hayranlık hem şüphe taşıyordu. Büyük şirketlerin gözünde start-up hâlâ biraz sonradan görmedir: pazara izinsiz dalan, kuralları bozan bir sıçrama. Bazıları mantar gibi bir gecede biter. Bazıları da o gece ormanın bir parçası olur.
Son söz
1776'da Soho'daki fabrikayı gezen İngiliz yazar James Boswell, Boulton'ın ona söylediği cümleyi hiç unutamayacağını yazdı:
"I sell here, sir, what all the world desires to have: Power." Burada, efendim, bütün dünyanın sahip olmak istediği şeyi satıyorum: güç.
"Power" burada hem buhar makinesinin gücü hem de iktidar anlamına geliyordu. Senin kurduğun şey üç kontluk için mi, bütün dünya için mi? Cevabın hangisiyse, planın ona uygun mu? Girişimciliğin daha geniş tanımını merak ediyorsan girişimcilik nedir yazısı bu sorunun öbür yarısını anlatıyor.


