Zihinsel Çöküşten Kurtulmanın 6 Güçlü Yolu

Girişimci KafasıGüncellendi: 4 dk okuma
Çalışma odasında elindeki prizmaya dalıp giden Isaac Newton ve pencere önünde oynayan bir çocukla annesi
Görsel: Pelagio Palagi, Newton ışığın kırılmasını keşfediyor, 1827 (kamu malı, Wikimedia Commons)

13 Eylül 1693'te Isaac Newton, dostu Samuel Pepys'e tuhaf bir mektup yazdı. Pepys, Amirallik'in eski sekreteriydi. Newton ise altı yıl önce "Principia"yı yayımlamış, çağının en büyük bilim insanıydı.

Mektup kısa ve telaşlıydı. İçine düştüğü karmaşa yüzünden son derece sıkıntılı olduğunu, bir yıldır ne doğru dürüst yiyip ne uyuyabildiğini, "eski zihinsel tutarlılığını" da yitirdiğini yazdı. Ardından Pepys'ten ve bütün dostlarından uzaklaşması gerektiğini, onları bir daha görmeyeceğini ekledi.

Üç gün sonra, Londra'da kaldığı handan filozof John Locke'a yazdı. Locke'un onu kadınlarla başını belaya sokmaya çalıştığını düşündüğünü, Locke'un hasta olduğunu duyunca "ölse daha iyi" dediğini itiraf etti. Ve bu insafsızlığı için ondan özür diledi.

Locke'un cevabı bir dostluk dersi gibidir. Newton'ı bağışlamaya, onun bunu istemesinden daha hazır olduğunu yazdı ve onunla istediği yerde buluşmayı teklif etti. Newton'ın 15 Ekim'de yazdığı karşılık ise çöküşün nedenini sade bir dille anlatıyordu: Geçen kış ateşin başında fazla uyuyarak kötü bir uyku alışkanlığı edinmiş, o yaz salgın olan bir hastalık durumu kötüleştirmişti. Locke'a yazdığında iki haftadır gecede bir saat bile uyumamış, beş gün boyunca gözünü kırpmamıştı.

Bu dönemin nedenleri tarihçiler arasında hâlâ tartışılıyor: aşırı çalışma, uykusuzluk, aynı yıl aniden biten yakın bir dostluk. Kesin olan şu ki Newton toparlandı. 1696'da Cambridge'den Londra'ya taşındı, Kraliyet Darphanesi'nde göreve başladı ve hayatının son otuz yılını orada çalışarak geçirdi.

Dâhiler de çöker

Bu hikâyenin teselli eden yanı, çöküşün bir karakter kusuru olmadığını göstermesi. Gezegenlerin hareketini açıklayan zihin bile uykusuzluk, yalnızlık ve bitmeyen gerginlik altında çatladı.

Bugün kurucuların, yöneticilerin ve serbest çalışanların anlattığı tükenmişlik de benzer bir yoldan gelir: uzun süren yük, bozulan uyku, daralan çevre. Newton'ın mektupları bu yolun haritasını çizdiği gibi, çıkış yolunun işaretlerini de taşıyor.

Zihinsel çöküşten kurtulmanın 6 yolu

1. Sorunu adıyla kabul et

Newton'ın ilk mektubundaki en önemli cümle, "eski zihinsel tutarlılığım yok" itirafıydı. Sorunu inkâr etmek hiçbir şey kazandırmaz; adını koymak ise onu çözülebilir bir şeye dönüştürür. "Sadece yoğun bir dönem" demek yerine "bir süredir iyi değilim" diyebilmek, atılacak bütün adımların ön şartı.

2. Güvendiğin biriyle konuş

Newton'ın toparlanmasında Locke'un sakin cevabının payı küçük değil. Sıkıntını bir arkadaşınla, ailenden biriyle ya da bir iş koçuyla paylaşmak durumu başka bir gözden görmeni sağlar. Belirtiler haftalardır sürüyor, günlük hayatını aksatıyor ya da kendine zarar verme düşünceleri eşlik ediyorsa bir ruh sağlığı uzmanından destek almak zayıflık değil, en doğru adımdır.

3. Uykuyu tedavinin merkezine koy

Newton kendi çöküşünü önce uyku düzeninin bozulmasına bağladı. Zihinsel çöküş çoğu zaman fazla çalışmanın sonucudur ve ilk refleks daha fazla çalışmaktır. Oysa yorulan beyin dinlenmek ister. Her gün aynı saatte yatıp kalkmak, yatmadan önce ekranı bırakmak ve öğleden sonra kafeini azaltmak basit ama etkili başlangıçlardır.

4. Düşüncelerini yazıya dök

Kafanın içinde dönen düşünceler olduğundan büyük görünür. Kâğıda döküldüklerinde sınırları belirginleşir. Newton'ın mektupları karmaşıktı ama ne hissettiğini yazması, dostlarının ona uzanmasını mümkün kıldı. Her akşam on dakika, seni en çok neyin yorduğunu ve yarın atabileceğin tek küçük adımı yaz.

5. Bedenini harekete geçir

Uzun süre hareketsiz kalmak, sıkıntılı ruh halini derinleştirir. Spor salonuna gitmen gerekmiyor; gün ışığında yapılan kısa bir yürüyüş bile düşünceleri yerinden oynatabilir.

6. Rutinini değiştir

Newton'ın hayatının son otuz yılı bir sahne değişikliğiyle başladı: yeni bir şehir, yeni bir sorumluluk, yepyeni bir iş. Herkesin bu kadar büyük bir değişikliğe imkânı yok. Ama işte yeni bir sorumluluk almak, çalışma saatlerini yeniden düzenlemek ya da haftaya işle ilgisi olmayan bir uğraş eklemek de küçük ölçekte benzer bir tazelenme sağlayabilir. Zihinsel berraklık üzerine daha uzun bir sohbet için Kafa Sohbetler'in 47. bölümünü dinleyebilirsin.

Yakıtı biten ateş: "burnout"

Bugün bu duruma çoğu zaman "tükenmişlik" deniyor. İngilizcesi "burnout", psikoloji literatürüne 1974'te girdi. Alman asıllı Amerikalı klinik psikolog Herbert Freudenberger, madde bağımlılarına hizmet veren ücretsiz bir klinikteki gönüllüleri, kendisi de dahil olmak üzere gözlemledi ve "Staff Burn-Out" adlı makalesini yayımladı. Tarif ettiği belirtiler Newton'ın mektuplarını hatırlatıyordu: bitkinlik, baş ağrısı, uykusuzluk, çabuk öfkelenme.

Kelimenin içindeki imge basit: yakıtı biten bir ateş. Dünya Sağlık Örgütü 2019'da tükenmişliği ICD-11'e bir hastalık olarak değil, "mesleki bir olgu" olarak aldı ve başarıyla yönetilemeyen kronik iş stresinin sonucu olarak tanımladı. Üç işareti var: enerjinin tükenmesi, işe karşı zihinsel mesafe ya da sinizm, mesleki etkinliğin azalması.

Ateş benzetmesinin bir iyi yanı da var: Yakıtı biten ateş yeniden yakılabilir. Ama önce neyin yaktığını, neyin söndürdüğünü görmek gerekir.

Son söz

Newton'dan yaklaşık iki yüz yıl sonra, sonradan Amerikan psikolojisinin kurucularından biri olacak genç William James de uzun bir karanlık dönemden geçiyordu. 30 Nisan 1870'te defterine, bir gün önce hayatında bir dönüm noktası yaşadığını yazdı ve kendine bir karar verdi:

"My first act of free will shall be to believe in free will." Özgür irademle yapacağım ilk iş, özgür iradeye inanmak olacak.

Aynı sayfada, düzen alışkanlıkları oluşmadan ilginç işlere ilerlenemeyeceğini de not etmişti. Senin bu hafta atacağın ilk küçük adım ne olacak: bir saat erken yatmak mı, bir dosta yazmak mı, yoksa yalnızca "iyi değilim" diyebilmek mi?