YouTube Nasıl Kuruldu?

14 Ekim 1888'de İngiltere'nin Leeds şehrinde, Roundhay semtindeki Oakwood Grange adlı evin bahçesinde dört kişi birkaç adım yürüdü. Yaşlı bir kadın, Sarah Whitley, geri geri yürüyerek döndü; kocası Joseph dönerken ceketinin etekleri havalandı. Hepsi bu kadar. Yaklaşık iki saniye.
Kamerayı kuran, Fransız mucit Louis Le Prince'ti. Bahçedeki insanlar onun oğlu Adolphe, kayınvalidesi, kayınpederi ve bir aile dostuydu. Guinness Dünya Rekorları bu kısa görüntüyü bugün, günümüze ulaşmış ilk film olarak kabul ediyor.
Hikâyenin gerisi karanlık. Sarah Whitley çekimden on gün sonra öldü. Le Prince, buluşunu Amerika'da tanıtmaya hazırlanırken 16 Eylül 1890'da Dijon'dan Paris'e giden trene bindi ve bir daha görülmedi. Ne kendisi bulundu ne bavulu. Hareketli görüntünün mucidi olarak sonraki yıllarda başka isimler, özellikle Thomas Edison anıldı.
Tarihin günümüze ulaşan ilk filmi bir savaşı ya da bir kralı değil, bir aile bahçesinde yürüyen insanları gösteriyordu. 117 yıl sonra benzer bir şey yeniden oldu.
Filin önünde on dokuz saniye
23 Nisan 2005'te genç bir yazılımcı, Jawed Karim, San Diego Hayvanat Bahçesi'nde fillerin önünde durdu. Kamerayı lise arkadaşı Yakov Lapitsky tutuyordu. Karim, fillerin gerçekten, gerçekten, gerçekten uzun hortumları olduğunu söyledi ve ekledi: "Söylenecek şey aşağı yukarı bu kadar."
"Me at the zoo" adlı bu video, YouTube'a yüklenen ilk videoydu. Le Prince'in bahçesi kadar sıradandı. Ve o bahçe gibi, bir çağın başladığı yer oldu.
YouTube nasıl kuruldu?
YouTube'u 2005'te üç eski PayPal çalışanı kurdu: Chad Hurley, Steve Chen ve Jawed Karim. Hurley, Indiana University of Pennsylvania'da güzel sanatlar okumuş bir tasarımcıydı; PayPal'ın ilk logosunu o tasarlamıştı. Chen ve Karim ise Illinois Üniversitesi'nde bilgisayar bilimi okumuştu.
Kuruluş hikâyesi iki farklı ağızdan anlatılıyor. Hurley ve Chen'e göre fikir, Chen'in San Francisco'daki evinde verilen bir yemekte çekilen videoları paylaşmakta zorlanınca doğdu. Karim o yemeğin hiç yapılmadığını söylüyor; ona göre ilham, 2004'teki Super Bowl devre arası skandalının ve Hint Okyanusu tsunamisinin görüntülerini internette bulamamaktan geldi. Chen yıllar sonra yemek hikâyesinin, kolay sindirilen bir hikâye yaratma isteğiyle pazarlama tarafından güçlendirilmiş olabileceğini kabul etti.
İlk fikir bir video tanışma sitesiydi
Asıl şaşırtıcı olan başlangıç noktası. Kurucular YouTube'u önce bir video tanışma sitesi olarak düşündü. Karim'in anlattığına göre bir sloganları bile vardı: "Tune in, hook up." Craigslist'e ilan verip kendini tanıtan bir video yükleyecek kadınlara 20 dolar teklif ettiler. Kimse gelmedi. Chen'in 2016'da SXSW'de anlattığına göre sonunda şöyle dediler: "Tamam, tanışma kısmını unutalım, siteyi her türlü videoya açalım."
Tarihlerle ilk yirmi ay
- 14 Şubat 2005: youtube.com alan adı etkinleştirildi.
- 23 Nisan 2005: İlk video, "Me at the zoo", yüklendi.
- Kasım 2005: Sequoia Capital 3,5 milyon dolar yatırım yaptı; Nisan 2006'da ek 8 milyon dolar geldi.
- Aralık 2005: Site beta aşamasından çıktı. Sloganı "Broadcast Yourself" oldu.
- Şubat 2006: Saturday Night Live'ın "Lazy Sunday" skeçinin kullanıcıların yüklediği kopyaları toplamda beş milyonu aşkın kez izlenmişti; NBC telif gerekçesiyle kaldırılmalarını istedi.
- Temmuz 2006: Günde 100 milyon video izlenmesine ve 65 binin üzerinde yeni yüklemeye ulaşıldı.
- 9 Ekim 2006: Google, YouTube'u 1,65 milyar dolara satın alacağını açıkladı; anlaşma 13 Kasım 2006'da tamamlandı.
Bir girişimci için üç ders
Kendi sürtünmeni ciddiye al
Hangi kuruluş hikâyesine inanırsan inan, ortak nokta aynı: Birileri bir videoyu paylaşmak ya da bulmak istedi ve yapamadı. En iyi fikirler çoğu zaman gündelik bir can sıkıntısının içinden çıkar. Seni her hafta uğraştıran küçük bir engel, başkalarını da uğraştırıyor olabilir.
Kullanıcı gelmiyorsa fikri değiştir
Tanışma sitesine tek bir video gelmedi. Kurucular ısrar etmek yerine kapıyı genişletti. Burada önemli olan, fikre değil soruna sadık kalmaktı: Video paylaşmak zordu ve bu sorun, flörtten çok daha büyüktü.
Kapıyı açarsan riskini de taşırsın
YouTube'u büyüten, içeriği kullanıcıya bırakmasıydı. Aynı karar, "Lazy Sunday" örneğinde olduğu gibi telif sorunlarını da beraberinde getirdi. Açık bir platform kurmak, kontrolü kısmen bırakmak demektir. Bunu bilerek kurmak gerekir. Bugün YouTube'da büyümek isteyenler için YouTube izlenme sayısı nasıl artar yazısında pratik öneriler bulabilirsin.
Tarladan ekrana: "broadcast"
YouTube'un ilk sloganı "Broadcast Yourself" idi: kendini yayınla. "Broadcast" kelimesinin hikâyesi tarlada başlar. 1767'de İngilizcede tohumun elle, geniş bir alana serpilmesini anlatıyordu. "Geniş bir alana yaymak" mecazi anlamı 1780'lerde ortaya çıktı. Radyo, kelimeyi ancak 1920'lerin başında sahiplendi.
İsmin ikinci yarısı da eski bir teknolojiye selam veriyor. "Tube", 1950'lerin sonundan itibaren Amerikan İngilizcesinde televizyonun lakabıydı; televizyonların içindeki katot ışını tüpünden geliyordu. YouTube'un ilk logosunda "Tube" kelimesi eski bir televizyon ekranını andıran bir çerçevenin içindeydi.
Ad, bir vaatti: Televizyon artık senin, tohumu serpen el de sensin.
Son söz
Kanadalı düşünür Marshall McLuhan, 1964'te yayımlanan "Understanding Media" kitabının ilk bölümüne şu başlığı koymuştu:
"The medium is the message." Araç, mesajın ta kendisidir.
Le Prince'in bahçesi ile Karim'in filleri arasında değişen şey görüntülerin içeriği değildi; onları kimin çekebildiği ve kime ulaştırabildiğiydi. Bugün o araç cebinde duruyor. Sen onunla neyi, kime ulaştırmaya karar vereceksin?


