LinkedIn Pazarlama Stratejileri: Profesyonel Ağınızı Genişletmek İçin 7 Etkili Yol

1532'de Londra'da, Thames kıyısındaki Steelyard'da otuz dört yaşında bir tüccar ressamın karşısına geçti. Steelyard, Hansa Birliği'nin Londra'daki ticaret üssüydü; kendi depoları, kantarı, hesap odaları olan duvarlarla çevrili bir küçük dünya. Tüccarın adı Georg Giese'ydi. Danzigli varlıklı bir ailedendi ve ailenin Londra şubesinde çalışıyordu. Ressamı ise Hans Holbein'dı.
Ortaya çıkan portre bugün Berlin'deki Gemäldegalerie'de. Giese çalışma odasında, masasının başında. Çevresinde ona gelen mektuplar, bir saat, işinin küçük araçları. Mektupların bazıları kardeşinden, bazıları ticaret ortaklarından. Masada bir vazo ve içinde karanfiller; o dönemde nişanın simgesi. Duvardaki bir yazıt adını ve yaşını veriyor: 1532, otuz dört yaşında. Duvarda bir de kişisel parolası var: "Nulla sine merore voluptas", yani kedersiz sevinç olmaz.
Portrenin yaklaşan bir nişanı kutlamak için yapılmış olabileceği düşünülüyor; Giese üç yıl sonra Christine Krüger'le evlendi. Holbein 1530'larda Steelyard'ın tüccarlarından oluşan ünlü bir portre dizisi yaptı. Birkaç yıllığına Londra'ya gelen bu tüccarlar, aynı ressamın elinden kim olduklarını ve ne iş yaptıklarını anlatan resimler edindi.
LinkedIn profilin, Giese'nin duvarıdır
Giese'nin portresi, bugünkü bir LinkedIn profilinin neredeyse bütün öğelerini taşıyor: bir yüz, bir ad, bir iş yeri, yazışılan insanlar ve hayata dair tek cümlelik bir duruş. LinkedIn'i bir pazarlama aracı olarak kullanmak da aynı işi dijitalde yapmak demek: kim olduğunu, ne yaptığını ve kimlerle bağlantıda olduğunu tutarlı biçimde göstermek.
Profesyonel ağını genişletmek için yedi yol var.
1. Profilini bir portre gibi kur
Net bir fotoğraf, ne yaptığını tek cümlede söyleyen bir başlık ve kime nasıl yardım ettiğini anlatan bir "Hakkında" bölümü. Deneyimlerini görev listesi olarak değil, sonuçlarıyla yaz. Holbein'ın masaya koyduğu her nesne gibi, profilindeki her satır bir şey anlatmalı.
2. Kime konuştuğunu belirle
Müşterilerin mi, işe alım yöneticileri mi, sektörünün karar vericileri mi? Kim olduklarını, hangi sorunları yaşadıklarını ve hangi dili konuştuklarını bil. İçeriğin, profil metnin ve bağlantı isteklerin bu kitleye göre şekillenmeli.
3. Düzenli paylaş
Ara sıra parlayan değil, düzenli görünen hesaplar hatırlanır. Kendine sürdürebileceğin bir ritim koy: haftada bir ya da iki gönderi, her seferinde tek bir fikir. Sektör haberlerini yorumlamak, bir projeden öğrendiğini anlatmak, bir hatayı paylaşmak iyi başlangıçlardır.
4. Uzun yazılar ve bülten yayımla
Kısa gönderiler dikkat çeker, uzun yazılar güven kurar. LinkedIn'in makale ve bülten araçlarıyla uzmanlık alanındaki bir konuyu derinlemesine anlatabilirsin. Bülten, abonelerine her yeni sayıyı haber verdiği için düzenli bir okur kitlesi kurmayı kolaylaştırır.
5. Gruplarda ve yorumlarda var ol
Sektörünle ilgili gruplara katıl ama yalnızca kendi içeriğini bırakıp gitme. Soru sor, başkalarının gönderilerine düşünülmüş yorumlar yaz. İyi bir yorum, seni kendi takipçilerinin dışındaki insanlarla tanıştırır.
6. Videoyu dene
Kısa bir video, yazının taşıyamadığı şeyi taşır: sesini, yüzünü, anlatım biçimini. Bir projenin perde arkasını, bir müşteri hikâyesini ya da sık sorulan bir soruyu birkaç dakikada anlatabilirsin.
7. Ölç ve düzelt
Gönderi ve profil analizlerine düzenli bak. Hangi konular yorum alıyor, hangi gönderiler profil ziyaretine dönüşüyor, kimler seni takip etmeye başlıyor? Bu verilerle stratejini küçük adımlarla değiştir. İlham almak için LinkedIn'de takip edilecek 75 içerik üreticisi listemize göz atabilirsin.
Profil, bir çizginin adıdır
"Profil" kelimesi İtalyanca "profilo"dan gelir: bir şeyin dış çizgisini çizmek. Kökünde "filare", yani ip eğirmek, çizgi çekmek ve Latince "filum", yani iplik var. İngilizcede 1650'lerde bir şeyin dış hatlarının çizimini, özellikle insan yüzünün yandan görünüşünü anlatıyordu. Bir insanın hayatını ve karakterini anlatan kısa yazı anlamını ise ancak 1734'te kazandı. Yani profil, önce bir yüzün çizgisiydi, sonra bir hayatın özeti oldu.
O çizgiye ilk bakış çok kısa sürer. Psikologlar Janine Willis ve Alexander Todorov 2006'da yayımladıkları çalışmada, bir yüzü saniyenin onda biri kadar görmenin, güvenilirlik gibi özellikler hakkında yargıya varmaya yettiğini gösterdi. Süre uzadıkça katılımcılar yargılarından daha emin oldu, ama ilk izlenim büyük ölçüde aynı kaldı. Profilin, sen daha tek kelime yazmadan konuşmaya başlar.
Son söz
Goethe, "Maximen und Reflexionen" adıyla toplanan kısa notlarından birinde şöyle der:
"Bana kiminle düşüp kalktığını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim. Neyle uğraştığını bilirsem, senden ne olabileceğini de bilirim."
LinkedIn, bu iki cümlenin her gün güncellenen bir tablosu. Profiline bakan biri bugün kimlerle bağlantıda olduğunu ve neyle uğraştığını görüyor. Peki o tablo, olmak istediğin kişiyi mi anlatıyor, yoksa yalnızca geçmişte olduğun kişiyi mi?


